10 Nisan 2011 Pazar

Entel Olmak..

Malumunuz, entel olmak çok moda bu aralar.

Ama öyle kolay bir şey değil bu, sivri burunlu topuklu ayakkabı gibi insanın canını yakar entel olmak, belli kuralları vardır ve bir takım fedakarlıklar gerektirir.

Mesela best seller yani çok satan kitap okumamalısın "Iyyy, o da ne öyle, arka kapağını bile okumaya tenezzül etmem." diyenler vardır onlara göre sürekli klasik okuman lazım,edebi değeri yüksek eserlerle haşır neşir olmalısın.

Diğer yandan, dinlediğin müzikler de çok önemli. Örneğin ya eskilerden dinlemesin, ya da bütün müzik otoritelerinden geçerli not almış sanatçıları dinlemesin. Öyle Britney Spears falan dinlediğin duyulursa rezil olmamak işten bile değil. Evet! Ben o hatunun çocukluğumdan beri fanıyım mesela, arada Thalia da dinlerim, utanmıyorum.

Hazır Thalia demişken, öyle saçma sapan pembe diziler izlememelisin. Yok Vahşi Güzel, Marimar, Küçük Melek Maria falan bunlar da ıykk! Git belgesel izle, siyaset programları izle, yok öyle pembe dizi falan.

Sonra bütün kült filmleri izleden olmaz, öyle gidip saçma sapan romantik komedileri, korku filmlerini izlemek yasak!

Öyle duydum, bunları yapanlar entel olmuyormuş!

Ne kadar da seviyoruz toplum olarak kalıpları!!

Bir tane Türkçe öğretmenim ortaokuldayken, öğrenci ayrımı yapardı kendisi, bir kaç öğrencisiyle gönül bağı kurmuştu ve onlara bildiğin ayrı davranıyordu anlayacağınız üzere ben o gruba dahil değildim. Neyse konu bu değil! O öğretmen, tutturdu gidin klasik kitap okuyun diye! Yok neymiş aksi takdirde edebi zevkimiz gelişmezmiş. E be hoca, sen önce öğrencilerine okuma alışkanlığı kazandır da, okuma alışkanlıklarını bir zahmet sonra değiştir. Yok neymiş, iyyğğ iğrenmiş Harry Potter. Burada bahsettiğimiz öğrenciler 13-14 yaşındalar. Şimdi adamlar gidip Dostoyevski, Yaşar Kemal okuyamıyorlar, Harry Potter ı seviyorlar, ama türkçe öğretmenleri Harry Potter okumayın, o kitap size bir şey kazandırmaz diyor!

Ben tabii boş durmadım, parmak kaldırıp söz aldım ve "Hocam ben size katılmıyorum." dedim.
"Bir insan Harry Potter'ı okurken de ders çıkarır. Ne bilim arkadaşlığın gücünü, çalışkan olmanın yararını (bknz: Harmonie) görür,anlar." tarzında bir şey dedim ve öğretmen afalladı, haklısın diyip hakkımı vermeyi bildi neyse ki. Yoksa şuan yaptığı mesleğe olan saygımı görmezden gelip, hoş olmayan sıfatlarla anılırdı.

Şu an, o insandan daha "entel" olduğumu düşünüyorum. Böyle saçma sapan kurallar çıkaran insanlardan ve kendilerini yukarıda saydığım özellikten dolayı daha entel görüp, diğerlerini aşağı görenlerden de nefret ediyorum.

Bu kadar.

Böyle nefret ve sitem dolu bir yazı oldu bu da.

2 Nisan 2011 Cumartesi

Bilgisayara Mektup

Seni sevmiyorum bilgisayar! Bak adın bile yok! Alışamadım bir türlü sana, klavyen bir garip yazarken hep yanlış yazıyorum. Seni o kadar sevmiyorum ki, sana yeni şarkılar, yeni resimler yüklemiyorum. Belgelerin içinde dosya içinde dosya açarak iyi organize edilmiş belgelerinin olmasını istemiyorum. Çünkü seni bana sormadan aldılar anlıyor musun? Seni ben seçmedim. O yüzden de hiç bir zaman benim olamayacaksın. Öylesine bir şeysin işte. Duygusal bir bağ yok aramızda tamamen biyolojik! Bunu bil ve bununla kabul et beni. Ve sakın diğeri gibi bozulup gitme!

Sahip.