20 Mart 2011 Pazar

Hancı ve Deniz

"Deniz gibi engin, ölçülemez, güzel ve aynı oranda tedirgin edici mi?
Yoksa liman gibi durağan, sakin ve koruyan mı?
Bugüne dek ilişkilerinizi hangisi gibi yaşadınız?
Nasıl biri oldunuz? Hangisine daha çok benziyorsunuz, denize mi, yoksa limana mı?"

Bir Avuç Deniz filminin uzunca sloganı. Bunu ilk okuduğum zaman hemen denizim ben deniz, diye atladım. Deniz olma fikri o kadar güzel geldi ki bir an. Bence kime sorarsak soralım çoğu insan denizim ben der. Halbuki bildiğin limandırlar.

Böyle bir gerçek var işte: Çoğu insan sıkıcıdır, çoğu insan "o kadar da karakterli" değildir ama lafa gelince hepimiz birer roman kahramanıyızdır hem de Jane Austin romanlarından.

Çok gururluyuzdur, çok güzelizdir, çok zekiyizdir, çok espriliyizdir, çok iyiyizdir...

Herkes çok kolayca rest çekebilir, "Sen benim için bir hiçsin artık, sokaktaki insan kadar değerin kalmamıştır." diyebilir. Bu en kolayı aslında. Zor olan bunu söyledikten bir kaç ay sonra arkana dönüp bakmamaktır.

İşte benim de katlanamadığım bu.

Şayet erkek olsam bu salak kızları görünce aksi yöne son sürat hızla kaçardım, evet!

Gururlu davranmak kolay ama gururlu olmak çok zordur.

Bir de gururlu olmak marifet değildir. Marifet elinden geleni yapmaktır bence, daha sonra geriye bakmamaktır marifetlerin en büyüğü. Bunu başarabilirsen ne mutlu sana. Bu hayatta mutlu olmak için yaşıyoruz çünkü.


Şimdi söyleyin bana yolcu musunuz yoksa hancı mısınız?

Ben söyleyeyim:

Hancısınız işte! (en azından çoğunuz)

Sizlere naçizane tavsiyem en azından hancı olduğunuzu kabul edin de gidin hanınızı güzelleştirin biraz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder