2 Temmuz 2010 Cuma

Bariyerin Altından Geçmeyiniz, Lütfen.

Hani romantik komedilerde izleriz ya hep, kızın başına aptal salak bir sakarlık gelir. Kız düşer falan rezil olur. Hepimiz güleriz, çok sevimli buluruz o kızı. O sevimli, sempatik bulma olayı sadece filmlerde oluyormuş meğersem. Gerçek hayatta ise şu şekilde:

-Ahahahahha, zuhuhuhuhuzuhuhuhhuh kızaa bakk düştü, gitti tüm karizmaaaağ.

içlerinden verdikleri tepki bu tabi ki. Dıştansa ay bir şey oldu mu size?İyi misiniz? Falan filan.

Bu sabah benim başıma bariyer kapandı. Evet evet. Otoparkların girişinde olurlar hep, hani yanlarında bariyerin altından geçmeyin yazar ya, onlardan biri benim başıma sonra ise omzuma çarptı. Az daha düşürüyordu beni. Size yemin ederim 16 gündür her gün Kanyon'a gidiyorum, o bariyerin altından defalarca geçmişim, her gün altından geçen binlerce insan var. Ne var ki geldi beni buldu.


Tüm güvenlik görevlilerinde farkettim içten içe gülüyorlardı bana. Biliyorum!

Ama çok korktum, düşünsenize kafanızda hiç beklemediğiniz bir anda, arkadaşlarınızla sohbet ederken gümmmm, siyahlı sarılı şeritleriyle koca bir demir çubuk.
İrkilme,refleks tarzı iç güdülerinizle kendinizi kurtaramadığınız bir şey.
Hissettiğiniz tek şey kafanıza gelen o demir ve ondan kurtulamamanın verdiği sinir duygusu. Mekanik şeylerde oluyor bu. Karşı koyulamıyor onlara. Bugüne kadar Twilight ın ilk filminde Edward Bella'yı kurtarmıştu arabayı iterek, gel gör ki gerçek hayatta öle olmuyor maalesef. İndiriveriyor seni aşağı.
Aynı şey bana minibüs çarptığı zaman da olmuştu. O minibüs geri geri geliyor, sana çarpıyor, sen onu itiyorsun ama olmuyor düşüveriyorsun.
O zaman durum benim bu sabah başıma gelen kadar komik değildi tabi. Yavaş da olsa bir minibüs çarpmıştı bana ve beni yere oturtup geri geri gelmeye devam etmişti. Böyle olunca insanlar endişelenmişti, o zaman daha çok sakar değil de kurbandım bir nevi ve herkes bana kol kanat germişti.

Bu sabahki ise benim bir hatam olmasa bile sakarlık gibi göründü tabi. Kurban olmayı tercih ederdim. Ne bilim mesela başım kanasaydı ya da boynum anında morarsaydı falan, daha az gülünç duruma düşerdim herhalde.

Bu arada canımı sıkan bir çifte standart var.Geçen hafta sonu Mehmet'lerin evinde Back-up Plani (B Planı) izlerken Jennifer Lopez, arkadaşının içinde doğum yaptığı suya yüz üztü düşmüştü, ve biz ayyyy çokk tatlı tarzında güldük geçtik. Zuhahahahaha zuh zuh diye gülen olmadı aramızda. Böyle bir durumun çok daha hafifi geldi bugun başıma. Ama bakın neler oldu.

O kadar korktum ki, gözlerim dolu dolu gezdim 2 saat falan. Jennifer a oldu mu bu? Hayır!

Ally Mcbeal için de aynı şey geçerli, kadının başına gelmeyen yok! Düşmeleri, kafasına kapı çarpmaları, asansörde sıkışmaları falan! Ama kadının karizması sanki bunlardan besleniyormuş gibi. Bütün bu talihsizlikler hatuna ayrı bir hava katıyor. Ayça'nın başına bunlar geldiğinde ise

-Gitti tüm karizmaaa!

Ben diyorum size secret yapabiliyorum diye! O kadar Ally izlersen onun talihsizliklerini böylee kendime çekersin işte.

Böyle anlattığıma bakmayın siz. Olayın üstünden 14 saat geçmiş olmasına rağmen başım hala zonkluyor. Omzum da bir fena. Bir kaç dakıka ne yaptığımı bilemedim. Çığlık bile atmışım öyle diyorlar. Ben hatırlamıyorum. Hatta tam yere düşücektim ki servisten bir arkadaşım beni son dakıkada tuttu. Maşallah iyi refleksleri varmış onun da. İyi ki gözlüğümü de taç gibi başıma takmamıştım yoksa yemin ederim bu olaydan sadece bir baş ağrısıyla değil kalp kriziyle çıkardım. Zira kendisinin taksitleri daha geçen aylarda bitti. Ayrıca servisteki herkes benimle yakından ilgilendi şirketimizin doktoru Seçkin Bey'in yanına uğramamı tavsiye ettiler. Akşam eve dönerken nasıl hissettiğimi falan sordular, sağolsunlar! Ama ben biliyorum ki, herkes evine gidince ya da bundan bir kaç gün sonra "Ahahahahaha ah be Ayça o gün ne komikti ya!" diyecekler, belki de şimdi diyorlardır, hissediyorum bunu. Bir de şu başımın ağrısını.

3 yorum: