29 Aralık 2009 Salı

Keyifli Bir Gün

Güzel bir gün bugün, hava da güneşli
insanın doğumgünü yılbaşında kutlayınca o gece başka programı olan yakın arkadaşlarınla daha erken ya da daha geç kutlayabiliyorsun böylece ben de doğumgünümü 2 gün öncesinden kutlamaya başladım, bu durumdan gayet hoşnutum tabi.

Ortaköy'de başlayan bir gün...

..
.

Sonra Melek'le Bebek'te açılan Kırıntı'yı denemeye karar verdik. Ortam güzel, garsonlar güler yüzlü, pastaya benzeyen değişik ekmekler...

Sonrasında taksici amcaya önce Uçaksavar Sitesi dedik, ama Nispetiye'ye çıktığımız anda orası aldı bizi, Melek yurduna gitmeyi istemedi ben de evime. Akmerkez dedik, dergi krizim tuttu ve oranın kapanmasına yarım saat vardı ama bu süre Remzi Kitabevin'i gezmeye yeterdi. Ordan Melekcim bana çok istediğim Şebnem Ferah'ın yeni albümünü aldı. Akmerkez'i de kapattıktan sonra, hava güzel, yürüyelim dedik. Ama bu sefer de BigChefs'e dayanamadık ve barına oturup favori dizimizin adını alan MadMen adlı kokteylimizi içtik, off çok keyifliydi, içkimiz de tam kış içkisiydi bol greyfurtlu =)

Melek iyi ki varsın ♥ ♥ ♥

20 Aralık 2009 Pazar

Bir de Benden Dinle (My Side of the Story)

Kolaydır iyiyi sevmek
Düşünmek zorunda kalmazsın onu sevmek için, ya da sana sen bu kişiyi niye seviyorsun dediklerinde vereceğin cevabı fazla düşünmeye gerek kalmaz
iyidir işte, yardımseverdir, fenalıklar geçmez aklından vs vs vs...
İşin kolayına kaçmaktır iyiyi, güzeli sevmek
ve
yargılamak kolaydır kötüyü...
Aksi ise zordur, uğraştırıcıdır ve meydan okuyucudur.
Bardağın boş kısmı dolu kısmı derken bardağın şekline, boyutuna da bakmayı gerektirir biraz.
Neyse bu kadar felsefe yeter, siz anladınız burdaki konuyu ve verilmesi gereken dersi =)

Şimdi de D&R da gezerken gördüğüm ve de vurulduğum bir kitabı anlatıcam. Bu kitap daha çok 3-7 yaş arasına hitap ediyor ve ben de yaşıma başıma bakmadan orada yaşıma daha uygun 4 liraya bir sürü kitap varken gittim bu kitaba bir sürü para verdim ama olsun, kitaplıkta durmasında fayda var, aslında kitaplıkta değil de akıllarda duymasında fayda var!

Disney prenseslerinden Atlantis Prensesi Denizkızı Ariel benim favorimdir, çok severim kendisini ve hikayesini. Çizgifilmi, müzikalleri ve de bunlarda geçen şarkılar ise gerçekten de çok güzeldir. Türkçe versiyonunda ise şarkıları Şebnem Ferah ve Işıl Yücesoy seslendirmiş ki bu çizgifilmi daha da sevmeme neden olmuştur.


video


video


İşte denizkızını deli gibi sevdiğim ve de sürekli filmlerini izleyip, müziklerini dinlediğim onun hakkında yapılmış dans gösterileri ve müzikal videolarını izlediğim bu bol denizkızlı günlerimden birinde; algıda seçilik konusuna güzel bir örnek olacağını düşündüğüm o kitap gözüme çarptı:

Bir de Benden Dinle

Kitabın ön kapağında Küçük Denizkızı Ariel kendi hikeyesini, diğer kapağında ise Ursula yani kötü kadın kendi hikayesini anlatıyor. Hangi yüzü arka, hangi yüzü ön kapak olduğuna karar vermek biraz da sizin bakış açınızla ilgili. Ben önce Ariel'i okudum. Zaten bildiğim o hikayeyi tekrar ve de zevkle bitirdim. Sıra Ursula'ya geldi, ahtapot olan Ursula çocuklara ve benim gibi koca kazıklara başından geçenleri anlattı ve sözlerine şöyle başladı: "Kişiler benim cadı olduğumu söylemekten pek hoşlanır. Prenses Ariel'i kandırdığımı, babası Kral Triton'u hapse tıktığımı ve okyanusu ele geçirmeye çalıştığımı söylerler. Bunların hepsi balina uyduruğu!" diyerek hikayesini anlatmaya başlıyor ve en son kısımda yapmış olduğu ve denizlerin hakimi konumuna gelmek için elinden geleni yapmaya çalıştığı kısımdan utandığını ve onda aklından neler geçtiğini bilmediğini söyledi. O anda kötü ruhların etkisiyle böyle yapmış olduğunu yoksa Ariel'i de, babasını da çok sevdiğini açıkladı. Ve o yarattığı korkunç manzaranın önüne geçerek kollarıyla o manzarayı görmememiz için kapattı*, ve çok özür diledi. Hikayesinin sonunda ise denizin altında bir güzellik merkezi açıtığını hatta bu işyerini açmak için öncelikle bir kursa başladığını, ve bu kursta yeni arkadaşlar edindiğini anlattı. Hayatını bundan sonra böyle yaparak kazanacağını ve güzelleşmek isteyen deniz canlılarına kapısının açık olduğunu ve bir gün Ariel'i bile işyerine beklediğini söylerek bitirdi.


Waaaavvvww......

İnanamadım, Ursula'ya bir söz hakkı tanınmıştı, bu çok önemli işte kimse Ursula'yı dinlemek istemezken ona bir özür dileme şansı verilmiş ve daha da önemlisi insanların kişiliğinin oturduğu dönemde 5-6 yaşlarındaki çocuklara yazılmış. Ben bu hikayeyi bizim Azra'ya okutalım dedim, önyargılarını bir yere bırakmak, karşı tarafı dinlemek bu yaşında bir çocuğa kazandırılırsa, hayatının geri kalan kısmında daha mutlu olma şansına sahip olur. Aslında bu hikayeleri sadece çocuklara değil de benim gibi koca kazıklara da okumak lazım, zararın neresinden dönülse kardır.

Sonra,




















Disney sadece Ursula'yı dinlememiş, Külkedisinin üvey annesi Lady Tramein'e, Uyuyan Güzel'deki 13. peri Maleficent'e ve bir kaç başka hikayedeki "kötü" karakterlere daha söz hakkı vermiş. Şuana kadar adlarını bile bilmediğimiz bu karakterlere "Neden?" demişler ve onlar da anlatmışlar.Haklılar ya da değiller ama artık bu hikayeleri okuduktan sonra kimse onlara tamamen haksızlar ve de saf kötü varlıklar diyemez. "Bir de benden dinle." demelerinden de anlaşıyor zaten herşey, yanlış anlaşıldığını düşünen, kendini ifade etmek isteyen kişi der bunu ve ne şanslılar ki bu olanak da verilmiş ve "Anlat o zaman bakayım." denilmiş onlara.























15 Aralık 2009 Salı

KIŞIN EN İYİ DÖNEMİ

Kışın en iyi dönemidir bu dönem,
havalar artık hep aynıdır, hep soğuktur, araya daha ılıman günler girmez bu yüzden yanımda şemsiye alsam mı diye düşünmezsin, atarsın çantaya,
starbucksa gittiinde frappuccino mu yoksa latte mi alsam diye düşünmezsin, direk latte alırsın
atkını yanına alırsın
kendine gidersin yeni bir eldiven alırsın
o kocaman güneş gözlüğünü yanına alma tereddütü de yaşamazsın, çünkü havalar bulutludur, böylece çalınma korkusu da yaşamazsın ve daha küçük çantaya sığabilme ihtimalin artar
artık kestane yemeye başlarsın
soğuğun sebebini de bilirsin, kar soğuğudur çünkü, yağsa da kurtulsak dersin!
geceler daha uzundur, hava kararalı epey olmuştur ama saat 11 değil 8 dir
dergilerde yeni yılda seni neler bekliyor ekleri verilir, burçlara verilen önem daha da artar
yeni ajandalar çıkar ve daha önemlisi masa ajandanı yenilersin, yeni yılın duvar takvimini alırsın
mağazalar büyük kış indirimine girmeye başlar yavaş yavaş %50 daha az ödersin
yılbaşı kartları hazırlarsın, yılbaşı mailleri atarsın
sonra yılbaşı gelir
ve herkes
"İyi ki doğdun Ayça!" der
hediyeler alınır ve
hediyeler verilir
işte bu yüzden bu dönem kışın en iyi dönemidir





NOT: bu yazıda mehmet emin şanın yılın en iyi dönemi adlı yazısından esinlenilmiştir, metinlerarası gönderme yapılmıştır, bu da beni postmodernist yapar :)