7 Nisan 2013 Pazar

Puslu kıtalarda dolaşırken aklıma takılanlar

İhsan Oktay Anar Descartes'le dalga geçmiş diye düşündüm bu kitabı okurken...

Descartes yaşasaydı nasıl bir cevap verirdi acaba?



"Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek ben ise bir düş oluyorum."

Kitaptan çıkardığım sonuç:


Her an tetikte olmak lazım. Her şey gerçekken bir anda bir düşe, düşler de birer gerçeğe dönüşebilir. 

Bu durumda hiç bir şey gerçek değil midir?

Ve düşler.. Onlara da dikkat etmek gerekir, her an gerçek olabilir.

7 Mart 2013 Perşembe

Dünya Kadınlar Günü’nde Nasıl Bir Hediye Vermeli?



Dünya Kadınlar Günü, kadınların eşit haklara sahip olması; sosyal, ekonomik ve politik yönlerden teşvik edilmesi ve bu konularda sosyal bilincin oluşturulması amacıyla Birlemiş Milletler tarafından ilk olarak 1975 yılında kutlandı. Dünya Kadınlar günü her ne kadar 1900’lü yılların başından itibaren yaygın olarak kutlanmaya başlanılmışsa da asıl popülerliğini 1977 yılından sonra kazandı.

Günümüzde 8 Mart, kadınlara gösterilen sevgi ve saygıyı belirtmek amacıyla bir nevi sevgililer günü ile anneler gününün karışımı olarak görülse de, bu özel günün tarihine baktığımızda kadınların toplum içinde her alanda eşit haklara sahip olmak amacıyla vermiş olduğu mücadeleleri görüyoruz.

İş dünyasında kadına verilen değer her geçen gün artıyor. 8 Mart, şirketler için kadınlara ve kadın çalışanlarına verdiği değeri göstermek için güzel bir fırsat haline geldi. Dolayısıyla, Dünya Kadınlar Günü’nde şirketlerin kadın çalışanlarına verdikleri değeri göstermek için sabahları masalarına çiçek göndermek gibi romantik yöntemler yerine; yaklaşık 100 yıldır devam eden mücadelelerine destek olacak, daha yaratıcı ve çözüme yönelik uygulamalar geliştirmeleri gerekiyor. Bu, hem 21. yüzyılın etik ve sürdürülebilir şirket anlayışına hem de Dünya Kadınlar Günü’nün amacına daha uygun düşüyor.

Pek çok kadın kariyerine devam ederken çocuk sahibi olmak gibi en doğal hakkını bile kullanmak için bir karar vermek zorunda. “Kariyerime ara vermeli miyim?” ya da “İşimi bırakmalı mıyım?” gibi soru(n)larla karşılaşıyorlar. Kadınların aksine erkeklerin böyle bir karar verme aşamasının olmaması bile çok büyük bir eşitsizlik. Facebook’ta COO olarak çalışan Sheryl Sandberg’in 2010 yılında yapmış olduğu bir konuşmada kıdemli üst düzey evli erkek yöneticilerin üçte ikisinin çocuk sahibi olduğunu belirtirken; bu, kadınlarda sadece üçte bir oranında.

Kadınları ve kız çocuklarını eğitim, sosyal ve ekonomik yönlerden destekleyen sivil toplum kuruluşlarına, çalışan sayısı kadar belirli bir miktarda bağış yapmak akla ilk gelen uygulamalardan. Eğer şirketler bu vesileyle “mini” bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi yapmak isterlerse aşağıdaki örnekler gibi kadınların refahını arttıracak uygulamalar da yapabilirler.

·         Şirketler kadın çalışanlarının işlerini çeşitli yollarla kolaylaştırabilirler. Öncelikle zaman, mekan ve çalışma şekli şekli bakımından daha esnek bir çalışma programı alternatifi sunmak çalışan annelere gerekli desteği sağlamak için güzel bir yöntem. Bunun dışında şirketin olanakları uygunsa bir kreş açmak veya şirketin bulunduğu yere yakın bir kreşle indirim  konusunda anlaşmak ya da çalışanlara bu konuda maddi bir “kreş yardımı” yapmak çalışan annelere böyle güzel bir gün vasıtasıyla ne kadar değer verdiğini gösterir.

·         Kadına şiddetin eğitim, sosyal ve finansal durumu gözetmeksizin her kesimde görüldüğü düşünülürse kadın çalışanlarına böyle durumda haklarını anlatan; erkek çalışanlarına ise kadına karşı şiddetin zararlı sonuçlarını ve böyle bir durum söz konusuysa bu konuda nasıl yardım alacağını gösteren bir “bilinçlendirme kampanyası” düzenlemek, hem mavi hem de beyaz yaka çalışanlara bu konularda eğitim vermek şirketlerin bu konudaki hassasiyetini göstermek için güzel bir etkinlik olur.

·         Dünya Kadınlar Günü, sadece kadın çalışanlara değil şirketin diğer paydaşlarına da böyle etkinlikler yapmak için bir fırsat olarak görülebilir. Mesela tedarik zinciri halkasında çiftçiler varsa, belirlenen bir köyde kadına karşı şiddetin azaltılması için eğitimler verilmesi ya da o köydeki kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmasını sağlayacak olanakların sağlanması gibi çeşitli uygulamalar yapılabilinir.

·         Şirketin başka bir paydaşı olan kadın müşteriler için de şirketin sunmuş olduğu ürün ve hizmetlere uygun bir kampanya düzenlenebilir.

Yukarıdaki gibi uygulamalarla şirketler etik imajını korurken kadınların yaşamış olduğu sorunlara dikkat çekmenin yanı sıra kadın çalışanlarına özel hayatlarında da yardımcı olarak ve sorunlarına gerçek bir çözüm getirerek hem özel hem de profesyonel hayatlarında daha mutlu olmalarını sağlarlar. Böylece, gerçek bir aksiyon planı hazırlayarak, “Kadınların sorunlarını çözmek için biz de elimizi cebimize sokuyoruz.” diyebilirler.

Ayça GÜLER
                     08.03.2012






18 Ekim 2012 Perşembe

Regl Dönemi Mitleri

Yukarıda Richard Neil adında bir kullanıcı, çocukluğundan beri kadın pedi reklamlarında gördüğü ayın o "belli" dönemlerinde kadınların ne kadar mutlu, ne kadar sportif olduklarını düşünüp kendisi erkek olduğu için bu ayrıcalığı yaşayamamış olmasından dolayı yıllardır bu dönemi kaçırdığını düşünüp üzüldüğünü paylaşmış. Ama bir kız arkadaşı olduğunda ona sormuş ve acı gerçeği öğrenmiş, bunca süredir kandırıldığı için de kadın pedi markasının facebook sayfasına düşüncelerini paylaşmış.


Post, an itibariyle 91.000'den fazla "like" almış durumda. Markanın facebook sayfasının takipçi sayısı ise 6.004.

Kadın pedi markamız cevap olarak sevgili takipçisine aşağıdaki videoyu hazırlamış:


Sevgili Richard her ne kadar yazısını alaylı bir tonda yazmış olsa da; bugüne kadar yapılan ped reklamlarına yeni bir bakış açısı kazandırdığı kesin. Yok dans edin, hoplayın, zıplayın temalı reklamlar belki son bulur. Zira, bugüne kadar oldukça baydılar.

Markanın yaklaşımı ise oldukça güzel, iletişimcilere ve pazarlamacılara güzel bir örnek. Sosyal medya gümbür gümbür geldi. Artık geleneksel müşteri ve marka ilişkisi söz konusu değil. Hatta bu vakamızdaki kişi bir kullanıcı bile değil.



13 Ağustos 2012 Pazartesi

Kitap Sadece Okunmaz, Seyredilir De!

Sanatın bu hali beni çok heyecanlandırıyor! O kadar heyecanlandırıyor ki bakın aylar sonra yeniden bloğa yazıyorum! Buradaki sanatçımızın adı Su Blackwell. Kendisi, sürdürülebilir yaşamın en önemli kollarından biri olan "yeniden kullanım" a çok farklı bir açıdan yaklaşmış.

Su Blackwell'i ilk olarak nasıl keşfettiğimle konuya girmek isterim. Kendisine İkibin50 Sürdürülebilir Gelecek Dergisi'nin ilk sayısını okurken rastladım. Doğal kaynakların giderek azaldığı çevrediğimizde ürün tüketimine yönelik edinmemiz gerekn 3 prensip var:

1. Tüketimi Azalt (Reduce)
2. Yeniden Kullan (Reuse)
3. Geri Dönüştür (Recycle)

Bugüne kadar tüketici olan bizlere daha çok "geri dönüştürme" öğretildi. Oysa ki; tüketimi azaltmak, atıklarını farklı şekillerde yeniden kullanmak ve en son aşamada geri dönüştürmek gerekiyor. İşte bu 3 prensipten ikincisi olan "yeniden kullanım" pek çok şekilde karşımıza çıkabiliyor. Sanat formu bunların arasında en güzel olanlardan. Su Blackwell ise kitaplarda geçen hikayeleri kitaptan yapılma heykellerle bizlere yeniden sunuyor.




Küçük Prens





Uğultulu Tepeler





Alice Harikalar Diyarında




Bu ürünü ticarete dökmeyi de başarmış. Çeşitli dergiler için fotoğraf çekimlerinden tutun da, ürün yerleştirmeye ya da "outdoor" diye sınıflandırdığımız pazarlama mecralarına hitap eden formlar da mevcut.    


Hepsine sublackwell.co.uk adresinden ulaşabilirsiniz.

18 Mart 2012 Pazar

EtikBlog

Yeni bir bloğum daha oldu! TEİD'e (Türkiye Etik ve İtibar Derneği) ait olan bu blogda yazarlık yapmaya başladım.

İş etiği, sürdürülebilir kalkınma, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri vs... hakkında yazdığım yazılara www.etikblog.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Okumanız, yorum yapmanız ve paylaşmanız dileğiyle...

17 Mart 2012 Cumartesi

Sadece Mobilya mı?

Bu sabah Merinos'un bir reklam filmini izledim. Artık hazır mobilya da satıldığını ve aynı zamanda ne kadar uygun ve şık olduğunu anlatan bir reklam... Buraya kadar sorun yok. "Hem kaliteli hem hesaplı" mesajlı reklamlardan gına geldiyse de beni burada yazmaya dürten şey bu değil.

Konu şu ki, hoş ve zarif bir kadın eşini alıp mağazaya götürüyor. Kadının ilk baktığı şey mobilyaların "şıklığı" iken hesabı ödeyen erkekse satıcıyı köşeye çekip "Artık fiyatta da bir şıklık yaparsın." diye tembihlemesi.

Reklamı izledim ve bir tüketici olarak sinir oldum. Ne ucuzmuş, ne şıkmış, ne mobilyaymış umrumda olmadı.

Mobilyanın parasını sadece erkeklerin ödediği, kadınların fiyat bazlı değil de sadece görünüşe önem verdiği bir dünyada yaşıyor galiba bu reklamı yapanlar, onaylayanlar. Belki de böyle bir dünyayı hedef kitlesi olarak seçmişlerdir. Orasını bilemiyorum.

Bildiğim şey şu ki, böyle seksist reklamlar olmamalı. Reklamlar bile cinsiyet ayrımcılığı yapıyor. Kadınlar da satın alacakları ürünlerin fiyatlarını en az erkekler kadar önemsiyor ve hesabını ona göre yapıyor. Erkekler de aynı şekilde sadece fiyat bazlı kalas varlıklar değil, onlar da dizayna, renge en az kadınlar önem veriyor.

Çalışan kadınları herhalde Merinos müşteri olarak görmüyor. Bu reklamın bende yarattığı intiba kadınların beğendiği şeyi erkekler öder mantığıni sahip bir şirket anlayışı. "Kadınlar seçer erkekler öder." Siz böyle düşünmeye devam edin!

Reklama bu linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.merinos.com.tr/reklam-filmi.aspx

25 Aralık 2011 Pazar

Ya Evde Yoksan?

En sevdiğim koreografilerden biri kesinlikle budur:




Bu filmi bir kere bile izlemedim ama bu videoyu yüzlerce kez izlemişimdir. Çok güzel!

5 tane adam bir kadının önünde şarkı söyleyip, dans ediyor. Fikir çok güzel bir kere. Demet Akbağ'ın yerinde olmak isterdim şahsen.

Şarkısının kendisi, yorumu, kostümler ve dansları...

Özcan Deniz'in gerdan kırdığı ve bir de ceketlerini Demet Akbağ'a attıkları sahneler benim favorilerim.

Beni feminist zannedeceksiniz belki ama bu videoyu çok sevmemin başka bir nedeni de 5 tane adamın yaklaşık 2 dakika boyunca dans edip şarkı söylediği bir sahnede en akılda kalan şeyin kadının son 3 saniyede söylediği "Ben hep evdeyim." repliğinin olması.

Söylenecek söz yok, replay!